Yazar: Çağrı Sert
14 Temmuz Pazar günü Antalya’da Onur Haftası Basın Açıklaması kapsamında LGBTİ+’lar olarak üzücü ve asla kabul etmeyeceğimiz, boyun eğmeyeceğimiz hak ihlalleri yaşadık.

İlk olarak saat 14:00’te başlayacağı duyurulan hayvan hakları eylemi öncesi Attalos Meydanı’nda E. E. adlı konuşmacı kişi LGBTİ+’ları kriminalize eden beyanlarda bulundu. Valilik Onur Ayı ve Haftası etkinliklerine dair yasak kararını sitesinden çekmiş olmasına ve dolayısıyla o gün geçerli olan bir yasak kararı bulunmamasına rağmen bu şahıs polisin direktifleri doğrultusunda hiçbir resmî yetkisi olmadan kamuya açık alanda LGBTİ+’ları hedef göstererek ayrımcı söylemlerde bulundu. Sarf ettiği “Bizden sonra LGBTİ eylemi olacak. Onların yasağı var. Bizden kimse onlara destek veren açıklamalarda bulunmasın, katılmasın” şeklindeki ifadesi nefret söylemi bazlı ayrıştırıcı, ötekileştirici ve kriminalize eden bir söylemdir. E. E., bu söylemini ikinci kez benzer bir ifade ile konuşmacı olduğu hayvan hakları eylemi sonunda da yineledi.
Bir şahıs ya da kitleye bir yasak ya da karar tebliğ edilecek ise, bunu yapması gerekenler yetkili ve resmî birimler, kurumlardır; rastgele seçilmiş vatandaşlar değil.
İkinci olarak polisin müzakere çağrı ve çabamıza şiddetle karşılık vermesi sonucu 3’ü avukat 4 arkadaşımız gözaltına alındı. Gözaltına alınan arkadaşlarımızdan birinin yerde kafasına bastıran polis, kadın avukat arkadaşlarımızdan birini de tekmeledi. Tüm bu yaşananlar gözaltına alınan arkadaşlarımızın ifadelerinde mevcuttur.
Üçüncü olarak, ifadeler sonrası gözaltına alınan arkadaşlarımız sağlık kontrolü için farklı hastanelere götürüldüler. 4 kişi tek bir hastaneye götürülebilecek ve sağlık kontrolleri yapılabilecekken, salıverilme sonrası bir araya gelmemiz korkusu o kadar baskındı ki, arkadaşlarımızı farklı sağlık birimlerine götürdüler.
Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu düşündüğümüzde, arkadaşlarımızı alabilmek için aynı şehir içinde farklı sağlık birimleri dolaşmak zorunda bırakılmamız bir yanda bizlere yönelik ekonomik bir baskı diğer yanda kamu kaynaklarının israfıdır. Şehrin bir ucundan ötekine gitmek zorunda bırakılmamız hem ekonomik hem zamansal açıdan bizleri yıldırma, dağıtma politikasıdır.
Benzer şekilde 4 kişilik bir gözaltı durumunda aynı şehirde her kişinin ayrı bir sağlık birimine götürülmesi de kamu kaynaklarının israfı, boşa harcanması; LGBTİ+’lara yönelik dağıtma ve baskı politikasının kamu kaynakları üzerinden de uygulanmasıdır.
Ayrıca basın açıklamasına katılan ve çekim yapan arkadaşımızın telefonu haber yapma ve yayma hakkı gözardı edilerek alınmak istendi ve çekim yapması polis tarafından engellendi.
Günün sonunda yine biz kazandık: Bütün arkadaşlarımızı aldık.

Buradayız. Gitmiyoruz. Dağılmıyoruz. Hukuksuzluğa, şiddete boyun eğmiyor, anayasal haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Son olarak LGBTİ+ haklarının insan hakları, basın açıklaması yapmanın anayasal bir hak olduğunu bir kez daha hatırlatarak mevcut iktidar yönetiminde en ağır hak ihlallerine, şiddete maruz kalan LGBTİ+’lar olarak bizlere yönelik bu ayrımcılığa boyun eğmeyeceğimizi, insanca ve insan onuruna uygun bir yaşam için mücadelemize devam edeceğimizi yineliyoruz.